Kaganat

Dünyanın en görkemli kahramanlık destanlarından Manas Destanı’nın yazıldığı topraklarda, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teyiz. Burada düzenlenen Türk Filmleri Haftası boyunca Ahıska Türkleri ile tanışma fırsatımız da oldu. Türkiye’den isteklerini dinledik. Bir milyon nüfuslu Bişkek’in caddelerini, çarşı pazarını gezerken heybemize dolanlar ve işte izlenimlerimiz…

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e ayak bastığımda dikkatimi çeken ilk şey şehrin ıssızlığı oldu. Sonrasında yeşil alanların çokluğu, ferah şehir parkları, birbirini kesen geniş caddeler… Caddeler boyunca oluşturulmuş küçük su kanalları… Eski model troleybüsler…

Ve fakat şehir boş… Bir milyon nüfusa sahip Bişkek’in yarısı bu mevsimde yazlıklara taşınınca geriye sessiz bir şehir kalıyor. Çoğu eski model taksilerde klima yok. Sıcakta kavrulsanız dahi yapabileceğiniz tek şey camı açmak… Çarşı pazar küçük esnaf dolu.

Türk dünyası ülkeleri arasında en yoksul yerlerden biri Kırgızistan. Toplam 6 milyon nüfus var ancak nüfusun yarısı farklı uyruklardan oluşuyor. Rusların varlığı hissedilir derecede. Eskiden daha çokmuş Ruslar. Bağımsızlık öncesi yüzde 70 civarında olan Rus nüfus zamanla azalmış ve bugün yüzde 20’lere kadar düşmüş. Kırgızistan’daki geçim sıkıntısı genç Rusları Rusya’ya çekmiş.

Ülkedeki petrol ve doğalgaz kaynakları son derece kısıtlı. Altın madenlerinin olduğu dağları Kanadalılar işletiyor. Dolayısıyla ülke bu potansiyelini yabancılara kaptırmış durumda.

Kırgızistan su kaynakları açısından varlıklı bir ülke. Dağlardaki milli göller taşmasın diye kente küçük su kanalları yapılmış. Buralarda akan şırıl şırıl sular Bişkek’e hoş bir hava katıyor.

Türk dizileri burada da çok popüler, çarşı pazarda DVD’leri satılıyor. Çarşı’da tek tük de olsa Türkiye Türkçesi ile konuşan esnaf Türkçe’yi dizilerden öğrendiklerini söylüyor.

Kırgız mutfağı ağırlıklı olarak et yemeklerinden oluşuyor. Ancak etin kullanıldığı yemek türleri bizdeki kadar çeşitli değil. Şişe geçirerek pişirilen ve şaşlık denilen yemek en popüler olanı. Kımız ve at eti tüketimi yaygın.

Kırgız lehçesini anlamak pek mümkün olmasa da dikkatle dinlendiğinde aslında kelimelerin ses olarak ‘kardeş’liği fark ediliyor. Yine de tercüman olmadan anlaşmak pek mümkün değil.

Kırgızistan, dünyanın en güzel dağlarına, ovalarına sahip. Burayı bilenler ülkenin ekonomik refaha ulaşması için en kestirme yolun turizmden geçtiğini söylüyor. Ancak bunun için ciddi yatırımlar gerekiyor.

Yazının başlığında geçen ‘Manas’ı yaşat ki Kırgızistan yaşasın’ cümlesi Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlarından Yalçın Topçu’ya ait. Kendisi bir Ahıska Türkü olan Topçu, Kırgız Türklerinin kahramanlık destanı olan Manas Destanı’nındaki öğretilerin yaşatılması sayesinde Türk dünyasının birlik ve beraberliğini koruyacağı görüşünde…

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ile Yerli Düşünce Derneği’nin organize ettiği Kırgızistan Türk Filmleri Haftası için gittiğimiz Kırgızistan’dan Türkiye’ye kucak dolusu selam ve kardeşlik duygularıyla döndük…

40 metrelik Kırgız başlığı

Kırgız kadınların 100 yıl kadar önce kullandığı ‘Eleçek’ denilen başlığın bir hikayesi var. Gezi boyunca bize rehberlik yapan Samara Batabekova, Eleçek’in hikayesini anlatıyor: Kırgızlar önceden göçebe halk olduğu için kadınlar bir yerden bir yere taşınırken, yaklaşık 40 metrelik kumaşı kafalarına sarıp taşırlarmış. Bunun nedeni ise yol boyunca doğum, yaralanma, ölüm (kefen) veya başka bir ihtiyaç olduğunda başlarındaki sargıdan parçalar keserek kullanmakmış. Eleçek’in desenli ya da şekil olarak farklı çeşitleri de bulunuyor.

30 AĞUSTOS 2017 YERYÜZÜ CENNETİ: ISSIK GÖL

Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’a esin kaynağı olan Issık Göl, Kırgızistan’ın cennet köşelerinden biri. Dünyanın en büyük krater gölü. Cam gibi berrak suyuyla derinlerdeki balıklar bile görünüyor. Göl en önemli turizm bölgesi. Kumdan heykellerin de olduğu kapalı havza bölgesinde Kırgız tarihini anlatan müzeler de var.

Öner Kılıç: Dede Korkut olacak

Bişkek’de düzenlenenTürk Filmleri Haftası’nın koordinatörü Öner Kılıç uzun zamandır Türk Dünyası Sinema Birliği’nin kurulması için çaba harcıyor. Türk sinemacıları bu coğrafyalardaki sektörün profesyonelleriyle tanıştırıyor. ‘Türk dünyasında çok büyük hikayeler, kahramanlık öyküleri, destanlar, siyasi ve kültürel konular var. Bunların anlatılması, sinemaya aktarılması lazım. Bunu da ancak Türk devletleri ortak projeler üreterek, güç birliği yaparak hayata geçirebilir’ diyor.

Kılıç’ın hayata geçireceği iki projesi var. Kendisine 15 yıldır asistanlık yapan kızı Türkan Kılıç’ın Kültür Bakanlığı GENÇDES projesinden destek alan ‘Dede Korkut Coğrafyası’ adlı bir dokü-dramada oynayacak. Türkan Kılıç’in yönetmen olarak imza atacağı belgeselde Öner Kılıç anlatıcı olarak yer alacak. Çekimler Eylül’de başlayacak. Kılıç’ın bir diğer projesi ise Türklerin Müslümanlaşmasında dönüm noktası olarak nitelediği Talas Savaşı ile ilgili bir belgesel…

Yazar Özer Ravanoğlu: Misyonerlik faaliyetleri çok arttı

Yazar Özer Ravanoğlu, Manas Üniversitesi’nde öğretim üyesi. 25 yıldır Kırgızistan’da yaşıyor. Türkiye’de yayınlanan Tanrı Dağı’nın Gözyaşları isimli gezi kitabı geçen yıl ESKADER ödülüne layık görüldü. Kırgızistan’ı en iyi bilen isimlerden biri olarak gözlemlerini anlattı.

– Kırgızların eski bir tarihi var. Doğrudan Türk boyu. M.S. 2’nci asırda Kırgız adı geçiyor. Bunca eski tarihe rağmen Kırgız nüfus az. Bu demektir ki nüfus büyük erozyona uğramış, başka topluluklarla karışmış.

– 1916 kırımında 300 bin Kırgız’ın öldüğü söyleniyor ki o tarih için çok büyük bir nüfus kaybıdır bu.

– Kırgız kadın çocuğu sever, 10 çocuk bile doğursa şikayetçi olmaz. Fakat ekonomik şartlardan dolayı evlilik az, boşanma çok. İşsizlik büyük sıkıntı.

– Hükümetin en acil yapacağı yatırım turizmdir. Tanrı Dağları’nın vadilerindeki güzelliklerini tasavvur edemezsiniz.

– 1994’te geldiğimde Bişkek’te bir cami vardı. Cuma namazlarına 500 kişi anca gelirdi. Şimdi Cuma cemaati arttı, 50 civarında cami var. Ancak Kırgızistan bağımsız olduktan sonra burada 974 kilise de açıldı. Hristiyanlığın bütün fraksiyonları burada misyonerlik faaliyeti yürütüyor.

Kırgızistan Ahıska Türkleri Derneği Başkanı Reşat Şamiloğlu:Türkiye bizim anavatanımız

Kırgızistan Ahıska Türkleri Başkanı Reşat Şamiloğlu’nun Türkiye’den en acil isteği, kendilerine çifte vatandaşlık tanınması. Şamiloğlu felç rahatsızlığı geçirmiş. Türkiye, onu Kırgızistan’dan uçakla alıp tedavisini sağlamış. Anavatana müteşekkir. Şamiloğlu, “Biz Türkiye’yi kimliğimizle, pasaportumuzla da vatan edinmek istiyoruz. 72 yıldır çok zulümler çektik. Adımızdan, kimliğimizden, Türkiye sevdamızdan vazgeçmediğimiz için hala kısıtlamalarla karşı karşıyayız’ diyor ve ekliyor “Anavatanın şefkatine ihtiyacımız var. Türk pasaportumuz olursa kendimizi güvende hissedeceğiz.’ Ahıska Türkleri parlementolarda temsil edilmiyorlar. Yaşadıkları cumhuriyetlerde azınlık ve yabancı olarak görülüyorlar. Şamiloğlu “Ahıskalılar hiçbir yeri yüzde yüz vatan edinemediler. Bunun sebebi biz değiliz. 72 yıldır bizi birbirimize yabacılaştırmak için çok uğraştılar’ diyor. Kırgızistan’da 50 bin civarında Ahıska Türkü yaşıyor. Köylerde yaşıyorlar ve kolay kolay başka toplumlardan evlilik yapmıyorlar. Konuştukları Türkçe ise Türkiye Türkçesi.

Tanrı Dağı’ndan inen ataların evlatlarıyız

Kırgızistan Türk Filmleri Haftası boyunca Bişkek’te olan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Ahıska Türkleri’yle de bir araya geldi. Ahıskalılar kendisi de bir Ahıska Türkü olan Topçu’ya, anavatan olarak tanımladıkları Türkiye’den isteklerini sıraladı. Ahıskalılar yaşadıkları coğrafyalarda sürgünlere, eziyetlere maruz kalmış bir topluluk. Kendilerini Ahıska Türkü olarak tanıttıkları için çoğu ülkeyle kimlik sorunları yaşıyorlar. Türkiye’den çifte vatandaşlığa kabul edilmelerini istiyorlar. Yalçın Topçu, Türk boyları arasında ‘En çok çile çekenler’ olarak tanımladığı Ahıska Türkleri için “Türkiye’nin milli namus meselesidir, bu kardeşlerimiz kendi evimizin evlatlarıdır ve vatandaşlık vererek sahip çıkmalıyız” diyor.

STAR

Share:

Leave a reply

nine − five =